Itimat Vefa ve Emanet

Pek değerli anneler ve babalar! Abiler, ablalar, liseli şairler, yolda kalmışlar, miskinler, garibanlar! Ve ey kader mahkûmları, “bilime tapanlar”, attan inip eşeğe binenler ve “sokağa çıkmaktan çekinmeyenler!” Şu fakire kulak verin!

Ey “hayalperestler”, bir maskeyle mutlu olanlar, gece bekçileri ve muhalifler! Ve işçiler, emekçiler, sendikacılar, sandukacılar ve işportacılar, gündelikçiler, mahalli yazarlar ve manifaturacılar!

Ve eyy “evde kalanlar”, hasetlerinden çatır çatır çatırdayanlar ve ey Türkiye’yi sevenler ve ey Türkiye’den bîhaberler! Ve değnekçiler ve göz bağcılar ve “korona yorumcuları” ve eeeeyyy “evde kalamayanlar!”

Can kulağınızı verin bir yol, verinde, şu kardeşinizi dinleyiverin.

Dostlarım;

Yüce Rabbim, gökten yağdırıyor, biz aşağıda süpüremiyoruz.

Rahmetli Hacıbabamın sözüydü bu. O, Allah’ın kendisine öyle bol bir nimet yağdırdığını, ki bu nimetleri tek tek toplaması bir yana dursun süpürerek dahi toplamaya yetişemediğini söylüyordu.

Bu deyiş bizim için, tevekkül, kanaat, şükür, ibret dersidir. Bu ders bize kitaplardan değil, insanlardan talim edilen dersler heybesinden gelir.

Modern dünyada, dün deliler, sakatlar, görünmüyordu bugün salgın nedeniyle yaşlılar da görünmez oldu. Gelişmiş! Batı, Covid-19 ile -kendilerince- ayak altına dolanan, bir yük, ayak bağı olan yaşlıları ölümün kucağına attı.

Halbuki deliler, akıl nimetinin imkanlarını görmemizi, yaşlılar da, işte geldik gidiyoruz fikrini hatırlatarak dünyaya kapılmamamızı, batıp kalmamamızı sağlayan yardımcılardır.

Yaşlılarımızla kurduğumuz her temas bize sabır, şükür, fikir nihayetinde bir kalp canlılığı, bir gönül dinginliği olarak bize geri dönmektedir.

Çok şükür yaşlısını gencini ihmal etmeyen bir devletimiz var. Iste görüyoruz, dün kuyruklarda bekletiliyorduk bugün evlerimizde hizmet alıyoruz. Dün maaş kuyruklarında can veriyorduk bugün maaşlar evlere dağıtılıyor.

Işte bu devlet ahlâkıdır. Devlet ahlâkının ilk maddesi ise itimattır. Biliriz ki itimat itikattan önce gelir. Eğer bir devletin itimat duvarı yıkılırsa millete dair pek çok husus o duvarın altında kalır. O andan itibaren toprak insana yurt değil kurt olur.

Görüyorsunuz, başka ülkelerin tıbbi malzemelerine el koyan başka devletlerin haberlerini..

Itimat demişken ardından bahsedilmesi geren bir diğer güzellik ise vefadır. Devlet ahlakı geriye doğru bakılınca görülür. Ben geriye bakınca bugün devletime itimat ve vefa görüyorum.

Itikat, vefa demişken emanet bahsine de değinmeden olmaz. Millet devletin, devlet de milletin emanetidir. Emaneti koruyanlar ile korumayanlar arasındaki farkı bankamatik ve market kuyruklarında görebilirsiniz.

Tarihi zamanlarda, hayatî meselelerle meşgulüz. Bu meseleler hem şahsi hem de toplumsal. Son dönemlerde yaşadığımız olaylara ve gerilimlere devlet ahlakının penceresinden bakmak gerekir. Devletimize itimat edeceğiz, vefa göstereceğiz ve emanete sahip çıkacağız. Tekrar hatırlayalım; Doğuda iki insan arasında sadece ışık durabilir.

Ayrılıktan, ayrışmaktan kaçmak ve birlikteliği ısrarla devam ettirmek düsturuna ülke olarak bugünlerde çok ihtiyacımız var.

Noktayı Cumhurbaşkanımızın şu cümlesiyle koyalım: “Başkalarının üzerinden kendine sahte bir refah düzeni kuran ülkelerin devri kapanıyor.

Evet, ülkemizde de başkaları üzerinden kendilerine refah düzeni kuran ailelerin, kurumların devri kapanıyor/kapanacak..

Bu yazı Corluda.Com sitesinde yayınlanmıştır.

Itimat Vefa ve Emanet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir