Kısa Filistin Tarihi Siyonizm Dosyası #5

Siyonizm’in ülke kurmak için neden Arjantin yerine Filistin’i seçtiğini ve Abdülhamid Han’ın siyonistlerle olan mücadelesini anlamak için öncelikle Samiri’den Ariel Şaron’a kadar uzanan olayları ele almamız gerekir. İşte kısa Filistin tarihi.

Kısa Filistin Tarihi

Kısa Filistin Tarihi Siyonizm Dosyası #5
Kısa Filistin Tarihi Siyonizm Dosyası #5 – Kudüs

İsrailoğulları Mısır’da Fravun’un şiddetli zulüm ve işkencesine maruz kalınca Allahü Teâlâ onlara Hazreti Musa’yı kurtarıcı bir Peygamber olarak gönderdi ve bir gece hep birlikte Kızıldeniz’i aşarak kurtuluşa ermişlerdir.

Baskı, zulüm, işkence ve erkek çocuklarının katledilmesiyle ağır bir felaketten kurtuluşa kavuşan İsrailoğulları, daha oracıkta denizin
kenarında Allah’a ve O’nun Peygamberine karşı ilk isyanlarını başlatmışlardı.

Bu ilk isyanın ele başısı put yapmakta maharet sahibi olan Samiri idi. İsrailli kadınlardan topladığı emanet altnlardan altın buzağı heykeli yaparak, Beni İsrail’i o heykele taptırtmış ve bu isyanın öncülüğünü yapmıştı.

Yahudiler, kendilerine yeni bir tanrı olarak Yahova’yı seçerek bu isyanlarını binlerce yıldan beri sürdürmektedirler.

Hazreti Davud ve oğlu Süleyman zamanında Filistin’e yerleşip haşmetli bir devlet kurmuşlardır. Bu mübarek peygamberlerden sonra Filistin, çok büyük işgallere uğramış, bilhassa Babil ve Roma işgallerinden sonra Beni Israil sürgünlere gönderilerek, Mısır’da gördüğü zulümleri yeniden yaşamaya
başlamıştı.

Dikkatinizi Çekebilir: Siyonizm Dosyası #1

Böylece tarih boyu değişik kavim ve milletlerin işgaline uğrayan Filistin, nihayet Hazreti Ömer’in halifeliği zamanında Müslümanların eline geçmiştir. Efendimiz Aleyhisselâm bir sohbetlerinde Kudüs’ün Hazreti Ömer eliyle sulhen alınacağına işarette bulunmuşlardı.

Vaktaki Fars ve Rum tehdidine karşı Halife Hazreti Ebubekir Arap mücahitlerini harekete geçirdi. Hazreti Ömer de bu harekatı idame ettirerek Irak, Suriye, Urdün, Lübnan ve Filistin’i himayesine aldı. İşte o sıralarda Rum Patriği müstahkem bir şehir olan Kudüs’te bulunuyordu.

Bu mukaddes şehri bizzat halifeye teslim edeceğini bildirmişti. Bunun üzerine Hazreti Ömer hududa yakın bir mevkie geldi ve orada Rum heyetini kabul etti. Heyet kendisinden yedi istekte bulundu. Bunlardan üçü kiliseler, manastırlar ve bunlara has vakafların korunması ve muhafazası, diğer üçü papazlara serbest ayin hakkı, yedici maddeye gelince, Yahudilerin tekrar Filistin’e dönüşüne müsaade edilmemesi ricası idi.

Hazreti Ömer bu isteklerin hepsini kabul etti ve bu taahhütlerini bir emanname şeklinde yazılı olarak verdi. Ondan sonra gelen halifelerin hepsi, verilen bu ahdi harfiyen tatbik ettikleri görüldü.

Böylece ilk olarak Hazreti Ömer zamanında Müsiüman Arapların eline geçen Filistin, daha sonra haçlıların saldırısına uğramış ve 1099 tarihinde Müslümanların elinden çıkmıştı.

Selehattin Eyyübi’nin kahramanlığı ile 1187 tarihinde tekrar Müslümanlara kazandırılmıştır. Son olarak 1516’da Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi ile çıktığı Mercidabik Savaşında Osmanlıların eline geçmişti. 400 sene Osmanlı idaresinde kalan Filistin, Birinci Cihan Savaşında 1917 tarihinde İngilizlerin işgaline uğrayarak, Osmanlıların elinden çıkmıştır.

Bu tarihten sonra 30 sene İngiliz mandasında kalan Filistin, 1948 yılında Yahudilere teslim edilmiştir. Dört asır Osmanlıların elinde kalan Filistin, bu devirde bir huzur ve sükûn beldesi olmuştu. Ta ki siyonizmin ortaya çıkışına kadar.

Dikkatinizi Çekebilir: Siyonizm Nedir? Siyonizm Dosyası #2

Fanatik ve kökten dinci bir Yahudi olan Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl, Sultan Abdülhamid’den Filistin ‘de Yahudilerin iskanı için bir toprak parçası talep etmesiyle başlayan huzursuzluklar, Mason localarının da yardımıyla askeri bir darbeye kadar vardırılmış ve meşhur 31 Mart Olayı ile noktalanmıştı.

Sultan Abdülhamid Osmanlı tarihinin en değerli hükümdarlarından biri idi. Tarih, Sultan Abdülhamid kadar düşmanı olan başka bir imparator tanımamıştır. O büyük insan, bu düşmanları ile bütün ömrü boyunca mücadele ederek devletini ayakta tutmaya çalışmış, müstesna bir Padişah idi.

Bugün bütün dünyayı kendi kontrolü altına alarak küresel bir yönetim kurmaya çalışan Siyonizm, ilk olarak masonların gayreti ile Fransız inkılabını gerçekleştirmişler, ikinci büyük imparatorluk olarak da Osmanlı devletini yıkmışlar ve bugün bütün dünyada tam bir hakimiyet kurmaya çalışıyorlar.

Siyonizmin bu hakimiyet fikrinin arkasında Samiri’den Hiram Usta’ya, Tapınak Şövalyelerinden sahte Mesih Sabetay Sevi’ye, Haham Andersorl’dan Theodor Herzl’e ve bebek katili Şaron’a kadar uzanan tarihi bir ütopyanın günümüze yansıyan karanlık ve çirkin yüzlü olan Siyonizm vardır.

Siyonizmin bu dünya hakimiyeti projesi için görevlendirdiği gizli örgütler adeta gizli bir hükümet gibi çalışmaktadırlar. Bu hükümetin başlıca görevleri arasında, dünyanın siyasal, kültürel, ekonomik ve askeri kurum ve sistemlerini ele geçirmektir.

Bunu realize ettirebilmek için çeşitli araçlar kullanmaktadır. Bu araçlar arasında, başta milli hükümetler, olmak üzere ordular, yazılı ve görsel medya ve basın yayın kuruluşlar, yüksek öğretim kurumları, üniversiteler, eğitim müesseseleri, sivil toplum örgütleri, ithalat, ihracat ve sanayi kuruluşları ve bankacılık sektörü, barolar, sendikalar bu hükümetin ilgi alanına giren müesseselerdir.

İşbirlikçi masonlar vasıtasıyla bu kurumlara kolayca nüfuz eden örgüt, adeta gizli bir hükümet gibi direktifler yağdırarak bütün isteklerini yerine getirmektedir. Bu gizli hükümetin işbirlikçi masonlar vasıtasıyla Türkiye üzerinde oynadığı gizli oyunların kronolojisine baktığımızda korkunç bir manzara ile karşılaşıyoruz.

Şöyle ki: Bu karanlık gücün gölgesi 18. asrın başlarında bizim üzerimize düşmüş ve halen güneşimizi karartmaya devam etmektedir. Osmanlı’nın Batılılaşmaya karar verip, bu süreci başlattıktan sonra batıdan ithal ettiği en büyük musibetlerden biri olan Masonluk, Çelebizade Sait ile Türkiye’ye sokulmuştur.

Dikkatinizi Çekebilir: Arz-ı Mevud Eretz Israel Nedir? Siyonizm Dosyası #3

Batı’ya (Paris) gönderilen ilk Osmanlı temsilcisi Yirmi sekiz Çelebi Mehmet’in oğlu olan ve babası ile Paris’e giden Sait, genç bir Mason olarak Istanbul’a dönünce, karşısında, asıl ismini açıklamayan şu meşhur Hıristiyan ilahiyatçısı Macar matbaacıyı bulmuştur.

Bu ikiliye bir de Fransa’dan gelip Osmanlıya iltica ederek, Müslümanlığı kabul ettiğini söyleyen ve bizim de Humbaracı Ahmet Paşa diye tesmiye edip başımızın üstüne çıkardığımız kişi de (Alexandre Comte de Bonneval) katılarak esrarengiz bir üçlü meydana çıkmıştır.

Tesadüf bu ya(!) Sonradan Patrona Halil Olayı münasebetiyle Nevşehir Ermenilerinden olduğu tespit edilen bir gencin saraya tatlıcı çırağı olarak girip, kademe kademe yükseldiği ve hatta Şehzade Ahmet ile büyük bir samimiyet dahi elde ettiği bilinen ve bu samimiyete binaen saraya damat dahi olmayı başaran, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’mız da bu dönemde Sadrazamlık koltuğunda oturmaktadır.

Devletin bütün kontrol ve yönetimini elinde tutan paşa, Padişahı 3. Ahmet’e yaşattığı meşhur Lâle Devri maceraları ile de ünlüdür, yukarıda isimlerini açıkladığımız ve Türkiye’deki Masonluğun öncülüğünü yapan bu şahısların en büyük destekçisi ve yardımcısı olmuştur.

Dolayısıyla, ilk Mason locası, daha ziyade gayri Müslimlerin oturduğu ve bilhassa bankerleri ile ünlü bir semt olan Galata’da açılmıştır.

Osmanlı, Tanzimat hareketiyle Batılılaşma sürecini baslayınca Batı’da ne kadar batıl ve sapık ideoloji varsa hepsi birden hücuma geçip bizi işgal ve istila etmiştir. Kökü materyalizme dayanan bu akımların en etkin olanları Pozitivizm ile Masonluk olmuştur.

Bu akımların etki ve tesirinde bulunan milletimiz, her zaman olduğu gibi tepeden aşağıya büyük bir baskı ile karşı karşıya bulunmaktadır. Özellikle Masonlukla ilişki kuran kişilerin devlette makam ve mevki sahibi olduğu, sadrazamlık, başbakanlık ve bakanlık gibi devletin en üst makamlarına kadar yükselmişlerdir.

Masonluğa itibar eden batıcı kadroların hedefindeki kişi Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük padişahlarından biri olan Sultan İkinci Abdülhamid Han idi. Sultan Abdülhamid, Siyonistlerin bütün hilelerini bilen büyük bir padişah ve Halife idi.

Siyonistlere Filistin’i vermeyince, onların en büyük düşmanı haline gelmişti. Türkiye’deki masonlarla işbirliği kuran dünya Siyonizmi, Sultan Abdülhamid’in devrilmesi için düğmeye basmıştı. Bu işbirlikçi Masonlar çeşitli zamanlarda Sultan Abdülhamid’e suikastler düzenleyip entrikalar çevirmişlerdir.

Neticede Siyonizm, içimizdeki işbirlikçi masonları kullanarak 31 Mart Olayını tezgahlamak suretiyle amacına ulaşmıştır! Türk milleti ve Islam ümmeti bu olaydan sonra bir daha belini doğrultamamıştır. Bu olaydan sonra işbaşına gelen ittihatçı masonlar, birkaç sene içinde koca bir cihan imparatorluğunu tarihten silerek, locaya olan sadakatlerini göstermişlerdir!

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra tekrar perde arkasında örgütlenen masonlar, Atatürk tarafından fark edilerek derhal kapatılmışlardır. Fakat Atatürk’ün ölümünden sonra Ismet Inönü, bunların çalışmalarını serbest bırakmıştır.

Bugün Türkiye’de en serbest çalışan örgüt bu örgüttür. Bugüne kadar Türkiye’de yapılan bütün ihtilallerde bütün dernekler kapatıldığı halde Mason locaları hiçbir zaman kapatılmamıştır. Bu yolu ilk açan Çelebizade Sait, 1755 yılında 6 ay sadrazamlık koltuğunda oturmuştur.

Bu mesleği seçenlerin ikinci ünlü ismi ise, Mustafa Reşit Paşa’dır. Ingiliz Elçisi Canning’in yönlendirmesiyle hareket eden Reşit Paşa da aralıklı olarak yedi defa sadrazamlık koltuğuna oturan Mason sadrazamlardandır.

Batılılaşma sürecinde gerek sadrazamlar ve gerekse başbakanlardan mason olmayana rastlamak çok zordur. Batılıların Jön Türk dediği, yeni Osmanlılar ve ittihatçılar gibi devletin bürokrasisinde görev yapan aydınların hemen hemen tamamının bu karanlık locanın defterinde ismine rastlamak mümkündür.

İşte koca bir cihan imparatorluğunun nasıl ortadan kalktığını anlamak için bu işbirlikçi hainlerin yaptığına bakmak yeterlidir. Jön Türkler ve İttihatçılar gibi isimlerle anılan işbirlikçi Masonların batıyla işbirliği yaparak kendi devletlerini yıkmaları, İmparatorluğun maruz kaldığı en büyük ihanetlerden birisidir.

Dikkatinizi Çekebilir: Theodor Herzl Kimdir? (1860-1904) Siyonizm Dosyası #4

Kısa Filistin Tarihi Siyonizm Dosyası #5
Kısa Filistin Tarihi Siyonizm Dosyası #5

Neden Filistin?

Osmanlı demir yollarında büyük bir servet elde etmiş olan Baron Hircth (Hirş) Yahudi idi. Ölürken Yahudilere bir yurt kurulması için iki yüz elli milyon Frank (on iki bucuk milyon altın lira) vasiyet etmişti.

O devirde Doğu Avrupa’da bilhassa Rusya’da Yahudilere çok zulüm ediliyordu. Baron Hirş bunları kurtarmak için ve toplu bir halde yaşatmak için tasavvur ettiği yurdun yerini de tayın etmişti: Arjantin.

Baron o zaman dünyanın her yerinden muhacir kabul eden ve bir çok yerleri boş olan bu memlekette para ile toprak satın alınmasını ve göçmen Yahudilere verilmesini istemişti. Fakat bu vasiyeti yerine getirmek için 1891’de kurulan bir cemiyet bu yurt meselesine yavaş yavaş başka bir istikamet verdi.

Hele Theodor Herzl adında bir Macar Yahudisi işe karışınca, Arjantin’den büsbütün vazgeçildi. Dünyadaki bütün Yahudileri Filistin’de kurulacak bir yurda taşımak için ortaya atıldı.

Buna ilk itiraz edenler Amerikalı hahamlar olmuştur. “Yahudilerin yeni Kudüs’ü Washinton Şehridir. Bizi tekrar Filistin’e götüremezsin!”

Fakat 1897’de İsviçre’nin Basel şehrinde 204 murahhasın (üyenin) iştirakiyle toplanan Dünya Yahudileri kongresi Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasına karar verdi. Bu kongrede Yahudi Masonlar büyük bir rol oynamışlardı ve kararın tatbikine Herzl memur edildi.

İşte bu olaydan sonra Theoor Herzl Sultan Abdülhamid ile görüşebilmek için tam beş kere İstanbul’a gelmiş, hatta Alman Imparatoru 2. Wilhelm’i aracı olarak kullanmış ve can attığı randevuyu almıştı.

Ancak konuşma yeni başlamışki Sultan onu huzurundan kovdu. Çünkü bu Yahudi Sultan’a rüşvet teklif etmişti! Paranın bütün kapıları açacağına inanan Siyonist başı, Halifenin de onun bu teklifini memnuniyetle kabul edeceğini düşünüyordu.

Beklemediği bu hadise üzerine hayal kırıklığına uğrayan Herzl, bundan sonra devreye Selânik’li Yahudi ve Mason Emanuel Karasso’yu koymuştur. Karasso, Ittihatçı zabitlerle birleşerek hem Theodor Herzl’in intikamım almış hem de Osmanlının sonunu getirmişti.

Kısa Filistin Tarihi Siyonizm Dosyası #5
Kısa Filistin Tarihi Siyonizm Dosyası #5

Kaynakça

1- Siyonizmin Oyunları, Cemal Anadol.
2- Türkler ve Yahudiler, Abram Galanti.
3- Tanrıyı Kıyamete Zorlamak, Grace Hallsell, Kim Yayınları.
4- TDV İslam Ansiklopedisi, Siyonizm, M. Lutfullah Karaman maddesi.
5- TDV İslam Ansiklopedisi, Arz-ı Mev’ud, Abdurrahman Küçük maddesi.
6- Arz-ı Mev’ud’dan Dünya Hâkimiyetine Siyonizm ve Yeni Dünya Düzeni, İbrahim Kara.
7- TDV İslam Ansiklopedisi, Filistin, M. Lutfullah Karaman maddesi.

1. Bölüm: Siyonizm Dosyası #1
2. Bölüm: Siyonizm Nedir? Siyonizm Dosyası #2
3. Bölüm: Arz-ı Mevud Eretz Israel Nedir? Siyonizm Dosyası #3
4. Bölüm: Theodor Herzl Kimdir? (1860-1904) Siyonizm Dosyası #4

Kısa Filistin Tarihi. Kısa Filistin Tarihi. Kısa Filistin Tarihi. Kısa Filistin Tarihi. Kısa Filistin Tarihi.

Kısa Filistin Tarihi. Kısa Filistin Tarihi. Kısa Filistin Tarihi. Kısa Filistin Tarihi. Kısa Filistin Tarihi.

Kısa Filistin Tarihi. Kısa Filistin Tarihi. Kısa Filistin Tarihi. Kısa Filistin Tarihi. Kısa Filistin Tarihi.

Yorum yapın

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bu site, spam'ı azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Don`t copy text!