Merhamet Yurdu Türkiye

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bilirsiniz. Güçlü mesajlar vermek istediğinde sözünün başına Eyy! ünlemini ekler. Mesela Eyy İsrail, Eyy Amerika! gibi. Bu burada dursun.

Dünya, küresel çapta bir salgın (pandemi) ile mücadele etmeye çalışıyor. Pandemilerin nasıl sonuçlar doğurduğunu kitaplardan okurduk şimdi yaşayarak görüyoruz.

Nice büyük atfedilen ülkelerin ekipman konusunda çaresizlik içinde çözüm üretmeye çalıştıklarını görüyorsunuz. Çözüm dediğimiz ise başka ülkelerin tıbbi malzemelerine el koyma.

Hamd olsun ülkemizin, tıbbi malzeme üretiminde umduğumuzdan da ötede olduğunu gördük. Üretimimiz hem kendimize hem de malzeme talebinde bulunan ülkelere yetiyor.

Yaklaşık 100 ülke Türkiye’den yardım talebinde bulunmuş. Bunlardan 34 tanesine yardımlarımız ulaşmış. En son talepte bulunan ülkelerin içerisinde İsrail ve Ermenistan’da var.

Israil ve Ermenistan’ın yardım talebinde bulunmasıyla iflah olmaz tipler hemen ortaya çıktı ve laf kalabalığı yapmaya başladılar. Düşmanımıza yardım mı yapacağız? Hani Eyy İsrail idi? gibi.

Bu tiplerin insanlık ile Türkiye ile işi olmadığını biliyoruz. Bunların yegane amacı faydasız muhalefet. Popülerlik! Beğenilme kaygısı. Etrafımızda bunlardan bolca var.

Bu tipleri bir kenara bırakalım. Zira bunlarla kaybedecek vaktimiz yok.

Dostlar, yardım isteyen Ermenistan da olsa gönderilmeli. Türk olmanın şanına yakışan budur. Dünyanın öteki ucunda yaşanan acı da yüreğini sızlatmalı insanın.

Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan
Halka müderris olsa hakikatte âsîdir
(Yunus Emre)

Belki çoğunuz bilmez ama Ermenistan ile barış sağlanmaya çok yaklaşmıştı.

Ermenistan’ın önceki Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan döneminde Alparslan Türkeş bu düşmanlığı bitirecekti ama Türkeş’in ömrü, Petrosyan’ın da siyasi yürüyüşü vefa etmedi. Petrosyan PKK’ya destek vermedi, Karabağ’da barış istedi ve sözde soykırım iddialarını pek dillendirmedi.

Böyle bir fırsatı tekrar yakalayabilir, komsularla müşterek alanda normalleşebiliriz.

Her şeyden öte Türkiye, merhamet yurdudur. Yeni bir düzen kurulacaksa düzende lider olmanın fırsatı bu yardımlar olabilir.

Üç Tarz-ı Siyaset ve Erdoğan

Osmanlıcılık, Islamcılık ve Türkçülük akımları, Osmanlı’nın çöküş zamanında kurtuluş reçetesi olarak sunulmuştur. Bu akımları Yusuf Akçura, Üç Tarz-ı Siyaset adlı eserinde incelemiş ve çarenin Türkçülük yani Milliyetçilik olduğuna kanaat getirmiştir.

Bizde Akçura’dan mülhem Erdoğan’ın 18 yıllık liderliğini üç kısımda inceleyebiliriz.

2003-2011 yılları arası Batıcı dönemde Abdullah Gül, 2011-2016 Islamcı (Panislamist) dönemde Davutoğlu, 2016-günümüz Milliyetçi dönemde Bahçeli yönlendirici rolünü üstlendi.

Ağar-Soylu bunun Ak Parti içi izdüşümü. Soylu’nun istifası sonrası Devlet Bahçeli’nin tavsiye niteliğindeki beyanı bu tezimizi doğruluyor.

Erdoğan ise halk lideri olarak bu yapıların üstünde oldu.

Devlet, Akçura’nın sınıflandırdığı üç tarz siyaset içinde yol aldı. Siyasi liderlik de mecburen buna göre ilerledi. Bunu Erdoğan kadar iyi manevrayla yapan zor bulunur. Yirmi yıla rağmen %50+ halk teveccühüne sahip olmayı başardı.

Erdoğan sonrası içinse Soylu’nun istifa süreci bir şeyler anlatıyor.

Bu yazı Corluda.com sitesinde yayınlanmıştır.

Merhamet Yurdu Türkiye

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir