Z Kuşağı: Mesajınız var!

Rahatsız edici zamanlarda yaşıyoruz. Artık gençler (Z kuşağı) sadece kendilerini düşünüyorlar. Ebeveynlerine ve yaşadıkları topluma hiç saygı duymuyorlar. Onlara bir şey söylemek mümkün değil.

Zira kendilerinin bilge olduklarına inanıyorlar ama, gerçek şu ki, kafalarında tek bir düşünce bile tutamazlar.

Kadınlara ve kızlara gelince, küstahlar ve hiç ahlak anlayışı yokmuş gibi giyiniyorlar.

21. yüzyıl yetişkinlerinin gençler hakkındaki düşünceleri böyle. Ancak, bunlar yeni bir şey değil. Gençler her zaman büyüklerinin öfkesini çekmiştir.

11. yüzyılda yaşamış Fransız keşiş Peter (Pierre l’Ermite), gençler hakkındaki düşüncelerini şu sözlerle belirtiyor:

Dünya sıkıntılı zamanlardan geçiyor. Günümüz gençleri kendilerinden başka bir şey düşünmüyorlar. Ebeveynlere veya yaşlılığa saygıları yok. Her türlü kısıtlamaya karşı sabırsızdırlar. Ve sanki her şeyi biliyorlarmış gibi konuşuyorlar ve bizdeki bilgelik onlara göre aptallıktır. Kızlar ise söz, davranış ve giyim olarak küstah, edepsiz ve hanımefendilikten uzaktırlar.

Daha da eski zamanlarda yaşamış olan, Yunan filozofu Sokrates, gençleri şu sözlerle şikayet ediyor:

Çocuklar artık lüksü seviyor. Onlar kötü davranışlara sahipler, otoriteyi hor görüyor; yaşlılara saygısızlık gösteriyorlar ve eğitim yerine muhabbeti seviyorlar.”

Öyle görünüyor ki gençlerimiz bin yıldan fazla bir süredir pek değişmemişler. Ancak gençlerin gösterdikleri saygısızlık dışında başka nitelikleri de var

Dünya üzerinde iz bırakmak için idealist ve enerjikler. Değişimi kucaklamaya hazır ve istekliler. Henüz yorgun ya da alaycı değiller ve genellikle olayların iyi ya da parlak taraflarını görebiliyorlar.

Peki Hazreti Muhammed Aleyhisselam günümüz gençleri için ne söyler, neler yapardı?

Hazreti Peygamber bugün gençlerle sohbet edebilseydi, onlara ne gibi tavsiyelerde bulunurdu?

Tabii ki, bunu bilmemizin kesin bir yolu yok, ancak kadim geleneklerden ve anlatılardan bildiklerimize dayanarak varsayımlarda bulunabiliriz.

Her şeyden önce Hz. Muhammed Aleyhisselam, gençlere topluma sunacak bir şeyleri varmış gibi davrandı.

Ayrıca İslam’ın ilk zamanlarında Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın takipçilerinin (sahabe) çoğunluğunun genç insanlar olduğunu da biliyoruz.

Efendimiz Aleyhisselam’ın birçok gence, büyüklerinin taşıyabileceklerinden daha fazla sorumluluk gerektirdiğini düşündükleri işler verdiğini de biliyoruz.

Asla bir kenara itilmediler. İşe yaramaz ya da istenmeyen hissettirmediler. Bunun yerine onlara İslam’ın mesajını yaymak gibi çok önemli sorumluluklar verildi.

Bu nedenle genç Müslümanlar sıradan gençler değildi; onlar dürüst liderlerdi.

Hazreti Peygamberin amacı salih, cömert ve dindar çok sayıda genç insan yetiştirmekti.

Ne yazık ki günümüzde gençleri zahmetli olarak görme eğilimindeyiz. Sadece dünya işlerinde başarılı olmalarını istiyoruz. Dindar veya cömert eğilimler gösterdikleri zaman susmalarını, iyi notlar almalarını, iyi maaşlı bir iş bulmalarını ve evlenmelerini söylüyoruz.

Elbette bu tutum pek ilham verici değil. Gençler dünyayı değiştirebileceklerini düşünüyorlar ve eğer cesaret verilirse değiştireceklerdir.

Peygamberimiz, gençlerin hünerlerini en iyi şekilde değerlendirmemizi ve kullanmamızı tavsiye ederdi.

Usame bin Zeyd, on yedi yaşında Müslüman ordusunu komuta etmek üzere seçildi. Emrinde Ebu Bekir ve Ömer bin Hattab gibi isimler vardı.

Muaz bin Cebel, Mekke’nin fethinde Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın vekilliğine getirildi. Peygamber’in yanında çok vakit geçirdi. Büyük bir âlim ve hukukçu oldu. Yirmi yedi yaşında Yemen’e vali olarak atandı.

Hazreti Peygamber, gençlerin içindeki iyiyi ve güzeli görebiliyor ve onlar için daha parlak bir gelecek umuyordu.

Ashabına, müşriklerin gençlerini asla öldürmemelerini tavsiye etti. Ve bu gençlerin İslam’ı kabul edeceklerine dair büyük umutları vardı.

Şüphesiz, bugün bize gençliğin herhangi bir kişinin hayatında altın bir dönem olduğunu tavsiye ederdi. Gençlik, insanların bir yol seçmesi gereken dönemdir. Günümüz gençleri de doğru teşvikle, doğruluk yolunu seçeceklerdir.

Doğru bilgiyle donanmış Müslüman gençlik, sınırsız enerji ve cesarete sahip oldukları için yorulmadan İslam için çalışabilirler.

Efendimiz Aleyhisselam, genç kadınları da unutmamamızı tavsiye ederdi. Günümüzde, genellikle eğitimli ve bilgili olmaları teşvik edilmiyor, ancak İslam’ın ilk günlerinde hayati roller oynadılar.

Hazreti Ebu Bekir’in kızı Esma, Hazreti Peygamber’in Mekke’den hicretinde en cüretkar rollerden birini oynadı. Kız kardeşi Hazreti Aişe ise yirmi yaşında saygın bir alim ve hukukçuydu.

Hazreti Peygamber, gençlerin yeteneklerini kullanmıştır. Onları cesaretlendirmiş ve arkadaşlıklarından memnun kalmışlardır.

Gençleri aşağılamak yeni bir şey olmadığı gibi, gençleri cesaretlendirmek ve saygınlıklarını kabul etmek de yeni bir şey değil.

Kur’an’da gençlerin ayağa kalkıp dünyaya damgasını vurduğuna dair hikayeler buluruz.

İbrahim Peygamber, kafirlere meydan okuduğunda ve onların putlarını yıktığında muhtemelen yirmili yaşlarındaydı.

Alimler, Hz. Yusuf’un Mısır’ın mali işlerinden sorumlu olduğu zaman otuz yaşından küçük olduğuna inanırlar.

Davut Peygamber, Calût’ü (Golyat) öldürdüğünde genç bir adam olarak peygamberlik ve krallık yapmıştır.

Hazreti Muhammed’in ashabına verdiği nasihat bugün Müslümanlar için daha az değerli değildir.

Gençlerimizi güçlendirmenin, onların heveslerini ve ideallerini benimsemenin yollarını aramalıyız.

Peygamberimiz Aleyhisselam, gençlerimizi tüm erdemli işlerinde cesaretlendirmemizi, onların görüş ve tavsiyelerini ciddiye almamızı kesin olarak tavsiye ederdi.

Okuma Önerisi: İntiharı önleme: Müslüman toplumların sorumlulukları

Yorum yapın