Özür Ekonomisi!

Özür, bir zamanlar bir şeyin bedelini ödemekti. Utanmak, yüzleşmek, değişmeye niyetlenmekti. Şimdiyse çok daha pratik bir işlev görüyor: devam etmek için gerekli sosyal izni almak.

Özür dilerim ama bu benim tarzım.

Öylece duruyorsunuz. Bir şey yanlış, ama ne olduğunu tam olarak söyleyemiyorsunuz. Çünkü cümle özür dilerim ile başladı. Ve biz, o iki kelimeyi duyan kulağımızı kapatmayı çocukken öğrendik.

Özür, bir zamanlar bir şeyin bedelini ödemekti. Utanmak, yüzleşmek, değişmeye niyetlenmekti. Şimdiyse çok daha pratik bir işlev görüyor: devam etmek için gerekli sosyal izni almak.

Modern dünyada özrün anatomisine bakın.

Özür dilerim ama sen de şunu yaptın. Özür değil, denge kurma hamlesi.

Özür dilerim, ama bu benim iletişim tarzım. Özür değil, davranışa patent alma girişimi.

Özür dilerim ki bu kadar hassas buldun. Özür değil, hatayı karşı tarafa fatura etme sanatı.

Bu cümlelerin hepsinde özür dilerim var. Bu cümlelerin hiçbirinde özür yok.

Peki bu nasıl oldu?

Sanırım özrün içi, onu çok ucuza sattığımız için boşaldı. Küçük şeylere büyük özürler, büyük şeylere küçük özürler dağıtır olduk.

Geç kalan adam çok özür dilerim, trafik berbattı diyor ve bu normalleşti. Ama aynı adam sizi yıllarca küçük düşürdüğünde, tek yaptığı şey üzdüysem özür dilerim oluyor. Şartlı. Bağlamsız. Temiz.

Özür, sorumluluk almak yerine sorumluluktan çıkmanın yolu haline geldi.

Bunun bir de kurumsal versiyonu var, daha cilalı.

Bir marka skandala bulaşıyor. Birkaç saat sonra sosyal medyada uzun bir metin beliriyor. Derin üzüntüyle…, bu konuyu ciddiye alıyoruz…, gerekli adımları atacağız

Metnin altında imza yok, yüz yok, ses yok. Sadece soğuk ve steril bir pişmanlık tasarımı. Tasarlanmış olması da tesadüf değil çünkü gerçek özür kişisel olmak zorunda, bu metinler ise tam aksine kişisellikten arındırılmış.

Kamuoyunu yatıştıracak kadar kelime, sorumluluk üstlenecek kadar cesaret.

Asıl meseleye gelelim.

Özür, geleceğe dair bir sözdür aslında. Yaptım, gördüm, bir daha yapmayacağım demektir.

Ama bugünkü özür çoğunlukla geçmişe bakar ve orada kalır. O an böyle hissettim der, bundan sonra ne yapacağım demez. Çünkü değişmek zordur. Özür dilemek ise giderek kolaylaşıyor.

Ve belki de en tehlikeli yanı bu: özür, ilişkiyi onarmak için değil, ilişkiyi sürdürmek için kullanılıyor. İkisi çok farklı şeyler.

Onarmak, kırığı kabul etmek demek. Sürdürmek ise kırığın üstüne devam etmek demek.

Biri size özür dilerim dediğinde artık bir soru sormayı alışkanlık edinin:

Bu özür, neyin değişeceğini söylüyor?

Eğer cevap yoksa ya da cevap yine bir ama ile başlıyorsa elinizde bir özür yok. Elinizde, sizi bir sonraki sefere hazırlayan bir prova var.

Özür ekonomisi böyle işliyor. Kelimeler ucuz, niyet muğlak, alıcı ise hâlâ iyi niyetle dinliyor.

Ve sistem, tam da bu iyi niyetle ayakta duruyor.

Özür, bir zamanlar bir şeyin bedelini ödemekti. Utanmak, yüzleşmek, değişmeye niyetlenmekti. Şimdiyse çok daha pratik bir işlev görüyor: devam etmek için gerekli sosyal izni almak.
Özür Dilerim – Photo by Nik Shuliahin 💛💙 on Unsplash

Yazar: Nizamettin Gümüş

Benim için yazmak; büyük dünyaları kurtarma iddiasından çok uzak, sadece geçmişin tecrübesini bugünün sorularıyla birleştirip kağıda dökme gayreti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.