Planlı Mutluluklar Mümkün mü?

Bayram tatili geliyor. Haftalarca önceden biliyorsun bunu. Bu sefer gerçekten dinleneceğim diyorsun. Belki memlekete gideceksin, belki bir yere çıkacaksın, belki sadece evde uzanacaksın. Ama ne yaparsan yap, şunu biliyorsun: o günler mutlu olacaksın!

Bayram tatili geliyor. Haftalarca önceden biliyorsun bunu. Bu sefer gerçekten dinleneceğim diyorsun. Belki memlekete gideceksin, belki bir yere çıkacaksın, belki sadece evde uzanacaksın. Ama ne yaparsan yap, şunu biliyorsun: o günler mutlu olacaksın!

Ve tam burada bir şey oluyor ama çoğu zaman fark etmiyorsun. Mutluluğu yaşamak için değil, organize etmek için bekliyorsun o tatili.

Bu nesil mutluluğu bir proje gibi yönetiyor.

Hedefleri var: bu yıl şu şehri gez, o konsere git, o lokantayı dene.

Metodolojisi var: önce araştır, YouTube’da izle, yorumları oku, sonra git.

Değerlendirmesi var: Beklediğim gibi değildi, Para etmedi, Bir daha gitmem.

Buna iyi yaşamak diyorlar.

Ama arada bir şunu sormak gerekiyor: bütün bu planlamanın içinde gerçekten mutlu olunan an kaç dakika sürdü?

Sorun planlamak değil.

Sorun, planın kendisinin bir yük haline gelmesi.

Bayramda memlekete gideceksin, demek ki gitmen lazım. Gidince iyi vakit geçirmen lazım. Geçirdiysen bunu hissetmen lazım, hissetmedinizsen o tatil boşa gitti gibi bir his kaplamaya başlıyor içini.

Ve dönünce zaten bir sonraki tatili, bir sonraki hafta sonunu planlamak gerekiyor, çünkü boş kalmak israf.

Mutluluk bir döngü haline geldi. Ve döngünün içinde koşturan insan nefes almayı unutuyor.

Bir de şu var: planlanmış mutluluk, beklentiyle birlikte geliyor.

Haftalardır beklediğin o piknikte hava yağmurlu olursa ne olacak? Memlekette akrabalar yine aynı lafları ederse? Çocuklar dinlenmene izin vermezse?

Plansız gelen bir güzel an bunu kaldırır. Çünkü zaten bir beklenti yoktu. Ama planlanmış mutluluk kırılgandır üzerine yüklenen beklenti kadar kırılgandır. Ve her aksaklıkta sadece o gün değil, o hafta sonu, o tatil, bazen o yılın bütün umudu sarsılır.

Bu bayramda iyi dinlenecektim cümlesi, bayramdan çok şey istemek demektir.

Bir de şöyle düşün.

Hayatında en çok aklında kalan anlara git. Büyük ihtimalle onların çoğu planlı değildi. Komşuyla kapı önünde başlayıp saatlerce uzayan muhabbet. Akşam üstü çay içerken camdan izlenen yağmur. Çocuğun söylediği o beklenmedik söz.

Mutluluk çoğunlukla takvime sığmıyor. Günün arasındaki o ince boşluklardan, fark etmeden sızıyor.

Planlamayı bırakın demiyorum.

Ama planın amacını biraz yeniden düşünmek gerekiyor. Tatile gitmek, dışarı çıkmak, birileriyle vakit geçirmek, bunlar mutluluğun kendisi değil, mutluluğun mümkün olduğu zemin. Aradaki fark küçük görünüyor ama değil.

Biri mutlu olacağım diyor. Diğeri belki olurum diyor.

Biri gidip geliyor, kafasında değerlendiriyor. Diğeri bazen hiçbir şey yapmadan balkonda oturuyor ve o oturuşun ortasında planlanmamış, beklenmemiş bir şekilde hafifliyor.

Mutluluk bir proje değil.

Ama bunu anlamak için de bir plan yapmak gerekmiyor. Sadece biraz daha az organize olmayı göze almak yeterli.

Yazar: Nizamettin Gümüş

Benim için yazmak; büyük dünyaları kurtarma iddiasından çok uzak, sadece geçmişin tecrübesini bugünün sorularıyla birleştirip kağıda dökme gayreti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.