Arama
Mauritius: Bin Ömür Sürecek Kardeşlik Hikayesi

Mauritius: Bin Ömür Sürecek Kardeşlik Hikayesi

“Bu, bizim hikayemiz. Ve bu hikaye henüz biz dünyaya gelmeden bir asır evvel başladı. Elbette ki ruhumuzu teslim ettikten sonra da devam edecek.”

MAURITIUS – HİNT OKYANUSU’NDA BİR ADA VE BİZİM KARDEŞLİK HİKAYEMİZ

Bir “ada” düşünün.

Türkiye’den on bin km uzakta.

Okyanusun tam ortasında.

En yakın kara parçasına uçakla dört saatlik mesafede.

Yazları en fazla 30-32 derece, kışları en düşük 20-22 derece.

Dağlarından güzel dereler akar.

Turkuaz mavisi mercan resifleriyle çevrili denizlerinde köpek balıkları dahi gezmez.

Tehlikeli hiç bir hayvanın yaşamadığı cennetten bir köşe.

İşte orası Mauritius.

Kaptan James Cook “sanırım Tanrı cennetten önce Mauritius’u yaratıp deneyim kazandı” diyerek abartılı bir ifadeyle hayranlığını kaydetmiş not defterine. ( Biliyorum biz müslümanlar kısaca “cennet gibi bir yer” der geçeriz. Bu tanımlamayı yazdığım için mahkum etmeyin beni hemen. 😉)

Binlerce yıllık bir tarihi yok bu Ada’nın çünkü evvelce insan yüzü görmemiş.

Önce Araplar adım atar geçici olarak buraya.

Sonra Portekizler ve Hollandalılar. Daha sonrada yüz yıl arayla Fransızlar ve İngilizler.

Bu nedenle Ada’da hem Fransızca biliniyor hem de resmi dil İngilizce.

Gelelim bizim yani Ahmet Kemal ve Gülbahar Öncü çiftinin Türkiye ve Mauritius Adası arasında yeniden inşa ettikleri köprüleri anlatmaya; “yeniden” diyoruz çünkü aslında köprüler çook eskilere dayanmakta.

Bu arada yersiz tevazuluk olur, gerçekten Ada ve Türkiye arasındaki köprüleri yeniden kurmak biz kardeşlerinize nasip oldu.

Ve umuyoruz ki bizim hikayemiz yüreğinde insanlık için bir şeyler yapma ideali olan genç kardeşlerimize belki bir nebzecik ilham kaynağı olur.

Neyse devam edelim.

Biz ilk defa 2005 te adım attık Ada topraklarına. Yani Ada müslümanlarının yaklaşık bir asır evvel Osmanlı’ya savaş yardımı yapmaya başladığından habersiz olarak.

Sene 1911-1912. Trablusgarp savaşı patlak verir İtalyanlarla aramızda.

Sonra bitmek bilmeyen Balkan Savaşları.

Ve binlerce km ötedeki bir avuç Mauritiuslu müslüman yerinde duramaz.

Gelmek isterler Türkiye’ye. Harbe katılmak ve Osmanlı Ordusu’nda asker olmak, gerekirse şehit olmak isterler.

Ama muvaffak olamazlar. O gün Mauritius’taki İngiliz valisi izin vermez.

Onlar da mademki öyle biz de şehit ya da gazi edemediğimiz bu bedenlerimizin diyet bedeli olarak mallarımızı, servetlerimizi bağışlarız Osmanlı’ya derler ve yaparlar.

Her iki üç ayda bir düzenli olarak toplanırlar ve para toplarlar İstanbul’a gönderilmek üzere, payitahtın selameti için.

Paralar hiç sekteye uğramadan yüklü miktarlarla geçer elimize. İstanbul’da her gelen para için bağış alındı makbuzları kesilir. Fakat ağır harp şartlarından dolayı bu makbuzlar bir türlü ulaştırılamaz o cömert müslümanlara.

İşte biz yıllar evvel Ada’ya hasbel kader adım attığımızda her iki ülkeyi ilgilendiren böylesi büyük bir kardeşlik hikayesinin bizi beklediğinden habersizdik.

Bir hikaye ki insanlığa ders olacak türden. Tüm müslümanlara kardeş olduklarını hatırlatacak, yüz yıl öncesinden günümüze ilham verecek cinsten.

Peki nedir Mauritius ve Türkiye’yi bu kadar ilgilendiren bu hikaye?

Mauritius müslümanları Hindistan orijinlidir. Hanefi ve Maturididir.

Yani Türklerle aynı inanç ve kültür merkezinden beslenirler.

Ve dahası Osmanlı’ya yani hilafete son derece bağlıdırlar.

Fes takarlar.

Takım elbise giyer, bayramlarda Türk bayraklarıyla evlerini süslerler.

Hutbeleri tıpkı diğer islam topraklarında olduğu gibi Abdülhamid, Abdülmecid han adına okurlar.

Akla gelebilir “ne var bunda, tüm islam topraklarında böyleydi zaten” denebilir. Evet doğru fakat Mauritius’ta durum başka.

Mauritius Adası’nın Türkiye’yle hiç bir fiziki ve siyasi bağı olmamıştır tarih süreci içinde.

Ama buna rağmen Mauritiuslu müslümanlar Osmanlı’ya gönülden bağlıdırlar.

Bu bağlılık sebebiyle düşmanlar ne zaman memleketimize saldırsa Ada müslümanları bunu kendilerine yapılmış bir taarruz kabul eder ve harekete geçerler.

Neler yapmazlar neler!

İngiliz ordusuyla Çanakkale’ye kadar gelip sonra kaçarak bizim tarafa geçen Adalılar mı dersiniz, Ada’daki tüm servetlerini tek kalemde Osmanlı’ya bağışlayan öncenin zengini sonranın fakirleri mi dersiniz…

Hepsi göz yaşartıcı, ilham verici birer kahramana dönüşürler.

İşte bizler 14 senelik Mauritius serüvenimiz boyunca bütün bu güzellikleri ve daha fazlasını ortaya çıkarmaya çalıştık ve muvaffak olduk.

Kapı kapı dolaştık o kahraman ailelere ulaşmak için ve ulaştık.

100 sene evvel Türk ordularına yardım eden, evlerini arazilerini bağışlayan ailelerin tamamını bulduk.

Kızılay ve Osmanlı arşivlerinde izlerini sürdük, “ne zaman, ne için ve ne kadar” para gönderdiklerini tek tek öğrendik.

Sonra oradaki makbuz ve isim listelerinden hareketle Ada’daki bu ailelerin hikayelerinin peşine düştük.

Sonrası tabiri caizse çorap söküğü gibi geldi.

Ailelerin tamamıyla yakın dost olduk. Kimilerinin kardeşi, kimilerinin evladı olduk.

Şimdi.

Amacımız detaylarını burada uzunca yazamayacağımız bu çarpıcı hikayenin hem Türk Dünyası, hem Türkiye’miz ve hem de tüm Batı Dünyası tarafından duyulmasını sağlamak.

Yeryüzünün secde gören her bir karış toprağına bu küçük ada müslümanlarının baş döndüren, yürek kabartan kardeşliğini ulaştırmak.

Düşünsenize okyanusta bir Ada. Ve o Ada’dan binlerce km uzaktan birgün bir genç karı koca çıkıp geliyor ve size “senin deden bir kahramandı, 1911-1918 arası benim dedelerime tüm servetini bağışladı” diyor, seni alnından öpüp kucaklıyor.

Bu, eşi benzeri olmayan türden bir hikaye ve bu hikayenin dünya kardeşliğine katkısı olacağına inanıyoruz.

Özellikle de söz konusu Türkiye’nin bekası olduğunda tüm Dünya Müslümanları’nın el birlik nasıl bu topraklar için seferber olduğunu göstermek istiyoruz biz.

Yıllar yılı gayret göstererek sabırla bugünlere taşıdığımız bu hikayeyi geleceğin dünyasına unutulmaz ve yıkılmaz bir zemin üzerinde aktarmanın azmi içindeyiz.

Çünkü milletçe borcumuz var; bizim en zor zamanlarımızda canlarıyla mallarıyla yanımızda olan bu küçük ülkenin büyük yürekli insanlarına vefa borcumuz var.

*******

Evet gelelim bu Ada’ya.

Mauritius, Hint Okyanusu’nun Afrika cenahında, Madagaskar’ın 1200 km doğusunda minicik bir ada.

1968 de İngilizlerden siyasal olarak “bağımsız” oldu.

Parlamenter Cumhuriyet sistemi geçerli.

1,3 milyon nüfusa sahip.

100 yıl önce bize yardım eden dedelerin torunları olan müslümanların nüfusu da takribi 250 bin civarında.

Adanın birinci ve ikinci camisi Osmanlı Sultanları tarafından verilen beraatname ile açıldı. ( 1805 ve 1853)
Hâlâ cami girişlerinde ay yıldızımız durmaktadır.

Ada müslümanları 1975 lere kadar tüm resmi törenlerde Türk bayrağı kullandı. Hatta Mustafa Kemal’in resimlerini dahi duvarlarından eksik etmedi.

Ada’daki ilk otobüs firmasının adı Sultan Abdülmecid’den dolayı “Majidia Bus Company” dir.

Ada’daki fes üretim atölyesinin adı da aynı şekilde “mecidiye fes şirketi”dir.

Ada’dan Türkiye’ye gelenler arasında Davudji Muhammed Vayid Sultan Abdülhamit tarafından sarayda misafir edilmiş ve “efendi” ünvanıyla taltif edilip kendisine nişanlar ve bir altın saat hediye edilerek şehbender ilan edilmiştir. Bu nişanlar ve altın saat bugün ne mutlu ki torunların elindedir.

Yukarıda bahsettiğim gibi Ada’dan Türkiye’ye belli dönemlerde paralar gönderildi. Hatta bu paralar içinde her biri 1000 er ingiliz paundu olan çekler de var. Çeklerin bugün ki değeri milyonlarca sterlin yapmakta.

2005 yılında bizim Ada’yı ve göz kamaştıran tarihini keşfetmemizden sonra hemen bilimsel çalışmalara başladık. Tarihçi dostlarımızın da yardımıyla Türkiye-Mauritius’la ilgili 150 den fazla çok çarpıcı belgeye ulaştık.

Bu serüvenimiz TRT tarafından 4 bölüm olarak filme alındı.( Okyanustan Gelen-Mauritius)

Bir çok Türk ve Mauritius televizyonunda bu hikayemizi anlattık.

Ada’daki müslüman liderleri tek çatı altında toplayıp Türkiye önderliğinde bir oluşum meydana getirdik.

Ada’da “Türkiye Sevenler Derneği” adıyla bir dernek kurduk, attığımız adımları daha kalıcı ve etkili bir seviyeye taşıdık.

Evvelce Ada’dan yılda sadece 1 öğrenci Türkiye’de okuyabilirken çalışmalarımızla bu, yılda 15 öğrenciye çıktı. Bugün Mauritiuslu Türkçe bilen, Türkiye sevdalısı 100 e yakın okumakta olan ve mezun olmuş öğrencimiz var.

Mauritius ve Türkiye arasında bir takım ekonomik ve ticari anlaşmalara imza atılmasına muvaffak olduk.

Ve üç sene önce yoğun ısrarlarımızla THY nin Ada’ya doğrudan uçuşa başlamasına ön ayak olduk.

Haftada 5 gün tam dolulukla Türkiyeyi Mauritius’a bağlayan THY ile gurur duymaktayız.

Arkadaşlar,

Dünyanın mevcut en eski posta pulu Kraliçe Victoria adına basılmış olan Mauritius Posta puludur.

Yine dünyadaki ilk “vesikalık fotoğraf” kölelerin sicil kayıtları için bu Ada’da çekilmiştir.

Robinson Cruosoe hikayesinin gerçekte Mauritius’ta geçtiği söylenmektedir.

Ve Mauritius nesli tükenen meşhur “DODO” kuşunun vatanıdır.

Son olarak “Dünyanın ilk müslüman kadın cumhurbaşkanı da” Mauritius’ludur.

Candan bir Türkiye hayranı olan cumhurbaşkanı “Amina Gurib Fakim” hanımefendiyi Türkiye’de misafir etmiş olmanın mutluluğu içindeyiz.

Evet, özellikle merak edenler için işte neden bizim Mauritius Adası’yla ilgilendiğimizin kısa hikayesi.

Peki bu yaptıklarımız yeterli mi dersiniz?

Tabiki hayır.

Bundan sonrası için yüreğimizde okyanusun ortasındaki bu Ada için güzel hayaller saklıyoruz.

Mesela konuyla ilgili çok kıymetli tarihçi abimizle hazırladığımız muhtemel ismi “Okyanustaki Osmanlılar” olacak kitabımız neredeyse basıma hazır. Bu kitabı üç dilde basıp tüm dünya üniversitelerine göndermek.

Sonrasında insanlık tarihine önemli mesajlar bırakan bu çarpıcı hikayenin bir sinema filmini çekmek…

Ve elbetteki bir asır önce bize büyük büyük paralar gönderen o ailelerin şu anki torunlarına mümkünse Cumhurbaşkanlığı düzeyinde bir törenle Türkiye’de “çok teşekkür ederiz, dedelerinizin gönderdiği yardımları aldık kabul ettik ama yoğun savaş şartlarından dolayı makbuzları o gün gönderemedik. Ancak bugün buna fırsatımız oldu. İşte şimdi burada siz torunlarına bu makbuzları takdim ediyoruz!” diyerek teşekkür etmek.

Galiba onlar bunu çoktan hak ettiler.

Kardeşleriniz,

Ahmet Kemal Öncü ve Gülbahar Öncü /Mauritius-Afrika

Mauritius: Bin Ömür Sürecek Kardeşlik Hikayesi

Mauritius: Bin Ömür Sürecek Kardeşlik Hikayesi

Mauritius: Bin Ömür Sürecek Kardeşlik Hikayesi

Mauritius: Bin Ömür Sürecek Kardeşlik Hikayesi

Tavsiye Yazılar
Şikamo: El Öpme Meselesi ve Alışkanlıklar
Abi Kemal Kacar (Tunalı) – Ahmet Kemal Öncü

Kaynak

Tartışmaya Katıl

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.