Motivasyon konuşmacısı Jim Rohn’a atfedilen bir söz var: Sen en çok zaman geçirdiğin beş kişinin ortalamasısın.

Çevrenizdeki İnsanlar Kim Olduğunuzu Şekillendiriyor

Yayınlayan:

Ziya Gökalp, Türk sosyolojisinin kurucusu sayılır. 20. yüzyılın başında yazdığı eserlerde sürekli şunu vurguladı: insan, toplumdan bağımsız düşünülemez. Birey, çevresinin ürünüdür. Ama aynı zamanda çevresini şekillendiren güçtür.

Bu iki yönlü ilişkiyi anlamak, kişisel gelişimin belki de en az konuşulan ama en kritik boyutuna açılan kapıdır.

Kimsin? Büyük ölçüde, en çok zaman geçirdiğin insanların toplamısın.

Jim Rohn’un Meşhur Sözü ve Arkasındaki Bilim

Motivasyon konuşmacısı Jim Rohn’a atfedilen bir söz var: Sen en çok zaman geçirdiğin beş kişinin ortalamasısın.

Bu söz popüler kültürde çokça tekrarlandı. Ama arkasında gerçek bir bilim var mı?

Var. Ve düşündüğünden çok daha güçlü.

Harvard sosyologları Nicholas Christakis ve James Fowler, binlerce kişiyi onlarca yıl boyunca takip eden devasa bir araştırma yürüttü. Buldukları şey şaşırtıcıydı: obezite, sigara içme, mutluluk ve yalnızlık bunların hepsi sosyal ağlar aracılığıyla yayılıyordu. Tıpkı bir hastalık gibi.

Daha da ilginç olan şu: bu etki üç sosyal uzaklığa kadar gidiyordu. Yani sadece arkadaşların değil, arkadaşının arkadaşının arkadaşı bile senin davranışlarını ve duygularını etkileyebiliyor.

Gördüğün kişiler, konuştuğun insanlar, takip ettiğin hesaplar bunların hepsi sessiz sedasız seni şekillendiriyor.

Beyin Neden Bu Kadar Etkileniyor?

İnsan beyni ayna nöronlarıyla donatılmış. Bu nöronlar, başkasının bir davranış yaptığını gördüğümüzde sanki biz yapıyormuşuz gibi ateşleniyor.

Yani birileri enerjiyle, hevesle, odakla çalışırken yanında oturmak beynini gerçek anlamda etkiliyor. Sürekli şikayet eden, hayattan bıkmış, ilerlemeye kapalı birinin yanında vakit geçirmek de aynı şekilde etkiliyor.

Bu bir his meselesi değil, nörolojik bir gerçek.

Bunun yanı sıra sosyal normlar da devreye giriyor. Etrafındaki insanların çoğu her gün spor yapıyorsa, spor yapmak normal hale geliyor. Çevrendeki insanların çoğu kitap okuyorsa, kitap okumak olağan bir şey oluyor.

Çevre, neyin normal sayıldığını belirliyor. Ve biz, normalden uzaklaşmamak için güçlü bir içgüdüyle hareket ediyoruz.

Bir Örnek: Garage İstanbul

Türkiye’nin ilk girişimcilik topluluklarından biri olan Garage İstanbul’u düşünelim. Kuruluşundan itibaren onlarca genç girişimci bu ekosistemde bir araya geldi. Birbirlerinin projelerini izlediler, hatalarından öğrendiler, birbirlerine kapı açtılar.

Bu topluluğun ürünü olan girişimlerin başarı oranı, yalnız çalışan girişimcilere kıyasla çok daha yüksekti. Peki neden?

Çünkü o çevrede girişimci olmak normaldi. Başarısız olmak, tekrar kalkmak normaldi. Büyük düşünmek normaldi. Çevre, bireyin tavanını yükseltiyordu.

Fark Etmek Neden Bu Kadar Zor?

Çevrenin bizi nasıl etkilediğini fark etmek çoğu zaman kolay değil. Çünkü bu etki yavaş, sessiz ve birikimli şekilde gerçekleşiyor.

Su içinde yavaş yavaş ısınan kurbağa metaforu tam buraya oturuyor. Ani bir değişiklik olsaydı fark ederdin. Ama yavaş yavaş gerçekleştiğinde, bir gün bakıyorsun ve aylar önce nerede olduğunu hatırlamıyorsun.

Zehirli bir ilişki her zaman açık bir çatışmayla gelmez. Bazen şu şekilde gelir:

Sürekli eleştiri. Her fikrine, her adımına, her kararına bir itiraz. Zamanla kendi fikirlerine güvenemez hale gelirsin.

Enerji sömürüsü. Her görüşmeden sonra bitkin hissediyorsun. Sanki içindeki bir şey boşaltılmış gibi.

Küçük düşürme. Bazen şaka gibi, bazen ciddi ama sürekli seni küçülten yorumlar. Sen hiç değişmezsin. Bu senden büyük bir şey. Hayalperestlik yapma.

Büyümeni engelleme. Farkında olmadan ya da bilerek, seni konfor alanında tutmaya çalışan insanlar. Çünkü sen büyüdükçe onlar değişmek zorunda kalacak.

Peki Ne Yapmalı?

Burada dikkatli olmak gerekiyor. Bu yazı ilişkileri kesip atmayı savunmuyor.

İlk olarak şunu kabul etmek gerekiyor: Herkesi seçemiyoruz. Aile üyelerini seçemiyoruz. İş arkadaşlarını her zaman seçemiyoruz. Mahalleyi, sosyal çevreyi her zaman değiştiremiyoruz.

Ama şunları seçebiliyoruz:

Kime ne kadar zaman veriyoruz. Birlikte geçirilen sürenin miktarını ayarlayabilirsin. Seni zorlayan bir akrabayla her hafta değil, ayda bir görüşmek bile büyük bir fark yaratıyor.

Hangi konuşmaları yapıyoruz. Aynı kişiyle çok farklı kalitede ilişkiler kurulabilir. Şikayet sohbetleri yerine fikir sohbetleri açmak, ilişkinin niteliğini değiştiriyor.

Kimi aktif olarak hayatımıza davet ediyoruz. Büyümek istediğin yönde ilerlemiş insanlarla bağlantı kurmak için aktif çaba göstermek. Bu bir kitap kulübü olabilir, bir mesleki topluluk, bir spor grubu, bir online forum.

Birey ve Toplum

Gökalp, bireyin toplumdan bağımsız var olamayacağını söylerken bunu bir determinizm olarak sunmuyordu. Tam tersine, şunu söylüyordu: toplumu anlayan birey, onu dönüştürme gücüne de sahiptir.

Yani çevreni değiştiremiyorsan, çevrendeki ilişkilerin kalitesini değiştirebilirsin. Bunu da yapamıyorsan, yeni çevreler inşa edebilirsin. Ve bunların hiçbirini yapamıyorsan bile, hangi sesleri içine aldığını seçebilirsin ne okuyorsun, ne izliyorsun, kimin düşüncelerine maruz kalıyorsun.

Bu da bir seçim. Ve güçlü bir seçim.

Takip Ettiğin Hesaplar da Çevreni Etkiler

Sosyal medya çıktığında kimse şunu düşünmemişti: Artık dünyanın her yerinden insanların seslerine maruz kalacağız.

Ama bu tam olarak olan şey. Ve bu sesler, fiziksel çevrenden çok daha yoğun biçimde beynine giriyor.

Günde iki saat sosyal medyada geçiriyorsan, yılda 730 saat demek bu. Yani yaklaşık 30 tam gün. Bu süre boyunca hangi sesleri, hangi değerleri, hangi normları düşüncelerine alıyorsun?

Takip listeni bir kez gözden geçir. Seni küçülten, kıskandıran, yetersiz hissettiren hesaplar var mı? Bunları takipten çıkarmak küçük bir eylem gibi görünüyor. Ama zihinsel çevrenin kalitesini ciddi ölçüde değiştiriyor.

Çevrenin etkisini aktif olarak kullanmanın en güçlü yollarından biri mentor ilişkisi.

Türk iş dünyasına baktığında bu ilişkinin izlerini her yerde görürsün. Sakıp Sabancı, ticaret hayatına babasının yanında başladı. Eczacıbaşı ailesi, kuşaktan kuşağa aktarılan bir öğrenme geleneği kurdu.

Bu ilişkiler sadece bilgi aktarımı değil, bakış açısı aktarımı. Neyin mümkün olduğuna dair tavanın yükselmesi.

Bugün bir mentor bulmak için büyük bir ağa ya da tanınmış bir aileye ihtiyacın yok. Alanında ilerlemiş biri ne kadar zaman ayırabilir? Ayda bir kahve içmek bile yeterli olabilir. Ya da dijital olarak biri düzenli içerik üretiyorsa, yazıyorsa, paylaşıyorsa, onun sesine düzenli maruz kalmak da bir tür öğrenmedir.

Çevren Kaderini Değil, Yönünü Belirler

Çevre her şeyi belirlemez. Zor bir çevreden çıkıp büyük işler yapan insanlar var tarih bunlarla dolu.

Ama çevre yönü belirler. Rüzgarın yönü gibi. Rüzgara karşı yürüyebilirsin ama rüzgarı arkana almak çok daha az enerji harcamanı sağlar.

Ziya Gökalp’in dediği gibi: birey ve toplum birbirini şekillendirir. Sen de çevreni seçerek, düzenleyerek, geliştirerek kim olduğunu şekillendirebilirsin.

Bu büyük bir güç. Onu bilinçli kullan.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.