Dijital Hayatımız Bir Abonelikten İbaret ve Fiyat Az Önce Arttı

Bir zamanlar sahip olmak basit bir eylemdi. Bir plak alırdınız, çizilmediği sürece sizindi. Bir kitap alırdınız, sayfasını kıvırırdınız ve o kitap rafınızda mülkiyetinizin sessiz bir kanıtı olarak dururdu.

Bir zamanlar sahip olmak basit bir eylemdi. Bir plak alırdınız, çizilmediği sürece sizindi. Bir kitap alırdınız, sayfasını kıvırırdınız ve o kitap rafınızda mülkiyetinizin sessiz bir kanıtı olarak dururdu.

Ama şapka takmış o dört dev (Google, Amazon, Microsoft, Meta – GAMM), bize mülkiyetin modasının geçtiğini, erişilebilirliğin ise özgürlük olduğunu fısıldadı. Ve biz, her şey biraz daha pürüzsüz, biraz daha bulut gibi görünüyor diye bu oltayı yuttuk.

Geldiğimiz noktada, dijital hayatımız aslında koca bir kira kontratından ibaret. Ve kötü haber: Ev sahibi her an kilidi değiştirebilir.

Bulut Diye Bir Şey Yok, Sadece Başkasının Bilgisayarı Var

Bize Bulut (The Cloud) dedikleri şey, aslında internetin devasa bir illüzyonla gizlenmiş altyapı tekelleşmesidir. Bugün internetin vroom diye gitmesini sağlayan o çelik ve cam yığınlarının çoğu bu dört şirketin elinde.

Google, Amazon ve Microsoft, küresel bulut bilişim pazarının yaklaşık %75’ini kontrol ediyor. Bu ne demek biliyor musunuz? En sevdiğiniz not uygulaması, bağımsız sandığınız o küçük oyun stüdyosu ya da o devrimsel yapay zeka girişimi.

Hepsi aslında bu devlerin sunucularında sığıntı olarak yaşıyor. Onlar fişi çektiği an, sizin verim dediğiniz şey bir anda dijital toza dönüşür.

Arama motoru sonuçlarının (SERP) ötesinde ne tür canavarların yattığını kimse tam olarak bilmiyor. Ve biz ancak kullandığımız o kurumsal sığınaklar yaşanmaz hale geldiğinde dışarı adım atmaya cesaret edebiliyoruz.

Satın Almadınız, Sadece Kullanım İzni Aldınız

Geçtiğimiz yıllarda yaşananlar, mülkiyetin nasıl bir hayalete dönüştüğünün en somut kanıtı. Hatırlayın; Sony, PlayStation mağazasından satın alınan yüzlerce Discovery içeriğini lisans anlaşmaları nedeniyle sileceğini duyurduğunda yer yerinden oynamıştı.

İnsanlar para ödeyip satın al butonuna bastıkları filmlerin bir sabah yok olduğunu gördüler.

İşte modern internetin acı gerçeği bu: Satın almıyorsunuz, sadece belirsiz bir süreliğine erişim izniyle kiralıyorsunuz.

Apple ya da Amazon bir gün hesabınızı kapatırsa, yıllarca biriktirdiğiniz kütüphaneniz bir anda buharlaşır. Çünkü mülkiyet artık sizin elinizde değil, o meşhur Kullanım Şartları metinlerinin (hani kimsenin okumadığı o upuzun yazılar) labirentlerinde kaybolmuş durumda.

Neden Her Şey Bir Abonelik Olmak Zorunda?

Cevap basit: Kontrol ve Veri Madenciliği. Bir ürüne bir kez sahip olduğunuzda, şirket sizinle olan bağını kaybeder.

Ama abone olduğunuzda; nerede durduğunuzu, neyi ne kadar süre tükettiğinizi ve bir sonraki adımda neyi isteyeceğinizi bilirler. Bu, tüketimi maksimize etmek için tasarlanmış bir dopamin slot makinesidir.

Çer Çöp Çağı ve İçerik Tarlaları

Şu anki internetin en büyük sorunu, Size Özel sayfalarımıza doluşan o yapay zeka ürünü düşük kaliteli içerikler, yani çer çöp.

Şirketler neden bizi bu çöp yığınına mahkûm ediyor? Çünkü yaratıcılık ölçeklenebilir bir şey değildir; bir insanın video çekmesi, yazı yazması emek ve zaman ister. Ama algoritmalar doymak bilmez. Talep arzı aştığında, şirketler aradaki boşluğu robot yapımı çer çöp ile doldurur.

90-9-1 Kuralı: İnternet kullanıcılarının %90’ı sadece izler, %9’u ara sıra katkıda bulunur ve sadece %1’i gerçek içerik üretir.

Platformlar, o %1’lik insan kaynağına muhtaç kalmamak için bizi yapay zeka çöplüğüyle beslemeye başlıyor. Amaç, sizin merakınızı gidermek değil; sizi o sonsuz kaydırma (infinite scroll) döngüsünde, o Karanlık Orman’ın içinde tutmaktır.

Peki, Bahçemizi Nasıl Geri Alacağız?

Bu karanlık tabloya rağmen bir çıkış yolu var. Bazıları buna Küçük Web diyor, bazıları ise Bağımsız Web. Çözüm, o parlatılmış uygulamaların dışına çıkıp, unutulmuş o sörf yapma sanatına geri dönmekte.

Kendi Blogunu Aç: Bir alan adı al, bir blog kur (merhaba Dünya). Kendi yedeğini kendi sunucunda veya sabit diskinde tut. Birilerinin sana erişim hakkı vermesine muhtaç kalma.

RSS Beslemelerine Dön: Algoritmanın sana ne okuyacağını söylemesine izin verme. Takip etmek istediğin siteleri sen seç.

Linklere Tıkla: İnternetin en temel yapı taşı olan “hipermetin” (hypertext) dünyasına geri dön. Bir tavşan deliğinden girip bambaşka bir dünyada çıkmanın o eski tadını hatırla.

Unutmayın; internet bir pazar yeri ya da bir reklam panosu olmak zorunda değil. İnternet, eğer biz sahip çıkarsak, hâlâ o eski, garip ve samimi mahalle olabilir. Gerçek mülkiyet, iptal et düğmesine bastığınızda elinizde hâlâ bir şeyler kalmasıdır.

Yazar: Nizamettin Gümüş

Benim için yazmak; büyük dünyaları kurtarma iddiasından çok uzak, sadece geçmişin tecrübesini bugünün sorularıyla birleştirip kağıda dökme gayreti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.